Penis Büyütme AmeliyatıPenis Enlargement Surgery TurkeyBurun Estetiği AnkaraLazer Epilasyon AnkaraLazer Epilasyon AnkaraKürtaj AnkaraKızlık Zarı Dikimi AnkaraLazer Epilasyon KonyaCilt Bakımı KonyaKıl Dönmesi Tedavisi AnkaraHemoroid Tedavisi AnkaraMeme Ultrasonu AnkaraRadyolog AnkaraSelülit Tedavisi KonyaGöz Kapağı Estetiği Ankaradeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu
İdris Alan
Elazığ
03 Nisan, 2025, Perşembe
  • DOLAR
    34.06
  • EURO
    37.74
  • ALTIN
    2730.4
  • BIST
    9833.22
  • BTC
    57646.840$

Her Suça Ceza Gerekir Mi?

29 Mart 2025, Cumartesi 13:40

Her suçun cezası mutlaka olmalı mıdır? Veya cezası olmayan suç olabilir mi?

Ceza hukukunda mecburiyet zorunluluk

nefsi müdafaa nedeniyle işlenen suçlar genellikle özel olarak ele alınır.

Dostoyevski suç ve ceza

romanında işlediği suç nedeniyle

bu soruların cevabını arar.

Fakir insanları parası ile sömüren

bir tefeciyi öldürüp ondan aldığı parayı iyilik yolunda kullanmanın suç olup olmayacağını VİCDANİ olarak sorgulamaktadır kitabında.

Ona göre suç hukuki her türlü haksızlıktır.

Ama o eylemini bir haksızlık olarak değil bir hak arayışı olarak sunar bize.

Öldürdüğü kişinin başka hayatları yok ettiği için yaşamayı hak etmediğini düşünmüş ve bu kararı almıştır.

Hakları elinden alınmış ve haksızlığa uğramış rus halkının hak arayışını

mücadele adına bir metafor olarak

sunar okuyucuya.

İşlediği suça,bozulmuş rus hukukunun

ne ceza vereceği umurunda değildir.

Asıl olarak Allahın,işlediği bu cinayet ve suç için ceza verip vermeyeceğini bilmek veya anlamak ister.

Vicdani bir itiraz geliştirir romanında.

Vicdanı ilahi mahkeme olarak algılar.

İnsanın bir iş yaparken vicdanı rahatsa

Allah katında da rahat olacağına inanır.

Ruhen ve Ahlaken ölmüş toplumuna her kötünün ölümü ile hayat vereceğine inanır.

Her bir kötünün ölümü belki bir iyilik ve güzellik doğurur diye sürekli umudu arar.

İslami kültürde şöyle bir inanç vardır

Birini haklı olarak öldürmek de

haksız yere öldürmek de insanı

KESİN cehenneme götürür diye inanırız.

Oysa Kuran'daki ayet şöyledir

"Kim haksız yere bir cana kıyarsa cehennemdeki yerine hazırlansın"

Yani ölümü hak etmiş birini öldüren kişi için kesin cehennemliktir diyen bir ayet bildiğim kadarıyla yok.

Sanki işlediği suçun cevabını Kuran'dan

bulmuş gibi bir yol haritasına sahiptir.

Suç ve ceza romanında yazar kendi gözüyle Rus toplumunun1850de

başlayan Batılılaşma sürecini anlatıyor.

Vicdanı ayna olarak kullanıp o ayna ile toplumunun bozuluşunu bize izletiyor.

Aynı şeyi Kemal Tahir de romanlarında

Osmanlı'dan Batılılaşmaya geçiş sürecini eleştirirken bize aktarır.

Dostoyevski İçsel sorgulamalar yaparken kapitalist mantığın insanların vicdanını ve ahlakını nasıl çürüttüğünü ve toplumun nasıl bozulduğunu örnek karakterlerin psikolojik analizi ile aktarır okuyucuya.

Psikolojik çözümlemeler ve tahliller yaparken varoluş ve yokoluş meselesini derinden kavramaya çalışır.

"Tanrı yoksa herşey mübahdır"

cümlesini ona kurduran nedir acaba?

Aşırı dindar oluşu mu?

Yoksa toplumun mutlaka bir tanrıya inanması gerektiğine olan inanç mı?

Psikolojik zemini tam anlamak ister.

Romanın kahramanı Raskolnikov'dur.

O Vicdanın ve Ahlâkın sembolüdür.

Diğer karakterlerin çoğu şımarık ve  zenginleşmiş olan ahlakı ve vicdanı bozulmaya başlamış tiplerdir.

Batı tarzı kapitalist zihniyetle

yeni tanışmış rus insanının

yeni kazandığı davranış kalıblarını

analiz ederken sistemi bize tanıtır.

Şehvet düşkünü Svidrigaylov

Borç para verdiği insanları borcunu ödeyemeyince rehin alan tefeci Alyona.

Kendini beğenmiş zengin ve züppe

avukat Lujnii.

Fakirlikten kötü yola düşmüş Sonya.

Paragöz ev sahibi ile mücadele ederek

açlık ve fakirlikle dört kızını büyüten

verem hastası Anne Katerina.

Roskolnikovun tek dostu vardır.

O da temiz kalmış Razumihindir.

Rasko hukuk okuyan fakir bir öğrencidir.

Karakterlerin mesleklerine dikkat...

HUKUK okuyan VİCDANLI bir gençtir o.

Kitap,toplumun para kazanmak için

nasıl kirlenip kötülüğe bulaştığının psikanalitik alt yapısını içerir.

Roman Rasko'nun etrafındaki fakirlere olan merhametinden dolayı tefeci bir kadını öldürüp ondan aldığı parayı

fakirlere dağıtması ile başlar.

Kapitalist kültür ile tanışan 19.yüzyıl

Rus toplumunun aşama aşama vicdanını yitirişini katil bir insanın psikolojisi ile -Raskonun vicdanı-üzerinden bize sunar.

Vicdanıyla ve ahlaklı bir insan gibi yaşayarak yeni yayılan hayat tarzını reddeder.

Çevresindeki herkes Raskolnikova çok güvenir ve sever ama ne yazık ki kimse onu anlamaz.

Bu nedenle yalnızlaşıp kendi içine kapanır.

Anlamak mı yoksa anlaşılmak mı daha önemlidir diye bir soru sorar okuyucuya.

Çünkü toplumun bu hale gelmesini vicdanı bir türlü kabul etmez.Bencil değildir.

Sürekli toplumun önemine vurgu yapar.

Toplumunu anlamaya çalışırken

kendisinin artık anlaşılmadığını farkeder.

Çünkü toplum için artık ahlaklı ve vicdan sahibi insan olmak çok önemli değildir.

Çevresi para için her türlü yalanı talanı hırsızlığı meşru görmektedir artık.

Kendisini anlamayanlarla yaşamanın imkansız olduğunu iliklerine kadar hisseder.

Raskonun ahlakı,vicdanı ve düşünceleri onlardan farklılaşmış ve kendisini artık

o topluma ait hissetmemektedir.

Realiteye boyun eğmek istemez.

Çareler aramaya başlar.

Yaa kendisi toplumun rengine boyanacaktır yada toplumunun özünü hatırlaması için düşünsel bir

mücadeleleye başlayacaktır.

Harekete geçmek için düşüncelerinin değişmesini beklemez.

Ona göre düşünceler eylemleri izlemelidir.

Raskolnikov'un SUÇ'u iyiliği düşünmektir.

Kapitalist tiplere itiraz ederek

para merkezli hayat anlayışını sürekli eleştirerek yaşamaya devam eder.

Bu nedenle paraya hiç değer vermez ve üzerinde para olduğu zamanlarda tamamını ihtiyacı olanlar için harcar.

Kendisi aç ve perişan olmasına rağmen açlıktan ölmek üzere olan çocuklara devamlı yardım eder.

İnsanların kurtuluşu için savaşıp kan döken Hz Muhammed ile Napolyonun savaşlarını kendi bireysel kan dökmesine örnek olarak ele alır.

Tefeci Alyona'yı öldürünce vicdanını rahatlatacak bir meşru yol bulmaya çalışır.

Eğer özgür olmak ve toplumun kurtuluşu için kan dökmek meşru ise neden benim yaptığım meşru olmasın ki diye düşünür.

Amaç toplumun huzuru ve değişimi ise neden benim yaptığım suç olsun diyecektir

Ona göre fakir insanların para karşılığı eşyalarını rehin alıp kanını emen tefeci kadının kanını döküp parayı muhtaç insanların kurtuluşuna harcamaktan

daha insani birşey olamaz.

Bu eylemini erdem olarak tarif edecektir.

Ama Rasko artık bir katildir.

Bir insanı öldürmesine rağmen paraya

kul olmuş bir aciz olmamakla övünür.

Bu arada kadını öldürmesine rağmen dürüst ve vicdanlı iyi bir insan olarak yaşamayı kız kardeşine nasihat eder.

Asıl düşüncesini açıklarken

suç ile günahın birbirinden

farklı olduğu sonucuna varır.

Her suçun günah olmadığını

bazı günahlarında cezası olmaması gerektiğini savunur.

"İnsanların açlıktan ölümüne sebep olan zenginlerin kan emici hayvan gibi öldürülmesinden daha doğal ne olabilir ki?"diye rüyasında mırıldanır.

Sivrisinek bile insanı ısırınca öldürülüyor.

Asıl vermek istediği mesaj olarak

sistemin değiştirilmesini istemektedir.

Ahlaksızlığın,vicdansızlığın sistemden kaynaklandığını,eğer paranın egemen olduğu sistem yok edilmezse tüm hayatların telef olacağını

kimsenin temiz kalamayacağını iddia eder.

Romanı okurken türkiye'nin batılılaşma ve kapitalistleşme serüvenin rusya'ya çok benzediğini farkettim doğrusu.

İnsanımızın bu duruma düşmesini

daha iyi analiz edebiliyorum.

Maalesef ne vicdan kaldı ne ahlak.

Bildiğiniz gibi bedenin canlılığı için

biricik hayat kaynağı kandır.

"Kan emilirse beden kansızlıktan ölür.

Emeği,ekmeği,vicdanı,ahlakı sömüren ve çalan zenginler kan emici vampirlerdir"

Zenginler,sürekli parayı merkeze çekerek ve biriktirerek insanları fakirleştirip hayallerini ve hayatlarını yok ediyorlar.

Vücuttan kanın boşaltılması ile zenginin aç gözlü davranarak piyasadan parayı komple çekip boşaltması arasında paralellik yok mudur?diye sorar.

Ona göre ikiside ölümdür.

Biri bireyi diğeri toplumu öldürür.

İnsan,kanını emen en küçük bir sivrisineği bile kolayca öldürüyorsa bu insanların bir sivrisinekten daha aşağılık olduklarına inanır.

Aslında ona göre düşman zengin insan değildir.Para hırsını doğuran sistemdir.

İşlemiş olduğu suçun vicdan azabını ise ruhunda hep hisseder.

Aslında öldürdüğü tefeci kadın parayı temsil eden Kapitalizmdir.

Hz ibrahim gibi balta ile kadına vurur.

Balta ile kadına vururken parası ile insanı döven zengin insan arasında empati kurar.

Para sahiblerinin bu kadar acımasız olmasına çok şaşırır.

İnsan nasıl bu kadar bencil olabilir ki?

Suç ve ceza,paranın tek belirleyici olduğu zamanlarda insanın para karşısında nasıl perişan olacağının hikayesidir.

Vicdanındaki sesin sürekli verdiği rahatsızlıkla sonunda polise teslim olur.

Temiz vicdan ve ahlak sahibi olan annesi, kız kardeşi ve kötü insanların eline düşmüş Sonya'dan dua etmelerini ister.

Çünkü sadece temiz insanlar yardım istenmeye layıktır diye düşünür.

Tanrıya inanmadığı halde onun rahmetinin kendisini kurtaracağına inanmaktadır.

Kitabın sonunda kendi suçu için bireysel tevbe yaparken-Hac Çıkarma-

bu kadar insanın ölümüne sebep olanların ise toplumsal bir tevbe yani değişim göstermesi gerektiğini umutla bekler.

Bu arada kitabı bitirirken Dostoyevski'nin Kuran'ı çok iyi bildiğini fark ettim.

 

İnşallah iman etmiştir.

 

Sevgi ve bilgi ile kalın...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum