AYŞE ERKAN

SOSYAL MEDYA VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

SOSYAL MEDYA VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

A
a

İnternet, hiç şüphesiz 1990’lı yılların ikinci yarısına damga vuran ve toplumun hizmetine sunulan en büyük buluştur. Öyle ki İnternet, bir medya aracı olmaktan çıkmış; insanların başka insanlar ile iletişim kurma isteklerine ortam hazırlayan ve bireylerin günlük hayatını saran bir olgu olmaya başlamıştır. 

İnternet’in en büyük mecrası olan Sosyal Medya siteleri, kendisinden önce var olan geleneksel medya uygulamalarına nazaran daha etkileşimci, izleme/dinleme/okuma bakımından kullanım tercihi gün geçtikçe hızlıca artan bir medya aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ne yazık ki günümüzde insanlar, bu mecraları olduğundan farklı amaçlar doğrultusunda kullanmaya başlamıştır. Bilgilenmenin amaçlandığı bu siteler, toplum tarafından yanlış anlaşılmış ve yeni doyumlar ortaya çıkmıştır. Bireyler, sosyal medyayı bilgilenmekten çok eğlence, boş vakit geçirme en önemlisi başka insanlar ile iletişim kurmak için kullanmaktadır. Yeni toplumsallık dürtülerine karşılık gelen, ilgi ve arzuya yönelik ideallerle oluşturulan sanal cemaatler, alternatif bir toplum değil, topluma alternatif bir durum, öznelerin aynı anda bir arada var olma idealini sürdürdükleri kurgusal bir dünyadır.(Robins’denakt. Şen,2015). Gerçek dünyada ki sorunlardan kaçıp bir yere ait olma isteği, arzularını kolayca ifade etme ve yitirildiği düşünülen değerlerin ve normların yeniden kazanılabileceğine olan inanç sanal kullanıcıların ortak hedefidir. Türkiye genelinde ise sosyal medya (özellikle Twitter ve Instagram) kullanıcılarıçoğunluğunu genç ve orta yaşlı kesimi kullanmaktadır. Kullanıcılar neredeyse tüm günlerini bu mecralarda geçirmekte ve kendilerini bu sanal ortamda gerçek ya da gerçek dışı bir şekilde sunmaktadırlar. Bu ortamda belirli bir ideoloji belirleyebilirler veya var olan bir ideolojiyi benimseyebilirler. Bu doğrultuda cevaplanması gereken en temel soru:

Sosyal Medya, kullanıcılarına kendilerini ifade etmek için özgür bir ortam sunuyor mu?

Bu soruyu cevaplamadan önce ifade özgürlüğünden bahsetmek daha doğru olacaktır.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ALANI OLARAK SOSYAL MEDYA 

İfade özgürlüğü, anayasal demokrasilerin temel taşlarından biridir. En geniş anlamda ifade özgürlüğü; bir düşünce, inanç, kanaat, tutum veya duygunun barışçı yoldan açığa vurulmasının veya dış dünyada ifade edilmesinin serbest olması demektir. İfade özgürlüğü sözlü ve yazılı anlatım, sanatsal icra, kişisel görünüm ve görüntü tercihi, gösteri, yürüyüş, toplantı yapma ve örgütlenme gibi özgürlükleri içermektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin birinci fıkrasında ifade özgürlüğü ile ilgili olarak “Herkesin ifade özgürlüğü hakkı vardır. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir.Buna göre, kişilerin hem bir kanaate sahip olmaları hem de devlet müdahalesi olmaksızın birbirleriyle bilgi ve fikir alışverişinde bulunmaları özgürlüğü temel bir hak olarak tanımlanmaktadır (Erdoğan, 2011: 214-219).  Peki! Sosyal medya kullanıcılarına bu özgür ortamı sağlamakta mı? 

2000 ‘li yıllardan sonra hayatımıza giren Twitter, ‘tweet’ olarak bilinen 140 karakterli metin tabanlı mesajları göndermeyi ve okumayı sağlayan çevrimiçi mikroblog hizmetidir. Mikrobloglar ve Instagram (Gönderi, 24 saatlik hikâye ve reels gibi tabanlardan oluşan)  vb. sosyal ağlar bireylerin içerik paylaşmasını sağlayan uygulamalardır. Kişi duygu ve düşüncelerini aktarırken ne kadar özgür davranmaktadır? Özgürlük diye adlandırdığı paylaşımları gerçekten kendi istekleri doğrultusun da mı paylaşıyorlar yoksa başka etmenlerin etkisi bu paylaşımlarda var mıdır? Böylesi bir sistematik içinde özgürlüğü değerlendirecek olursak, bunun ne derece doğru olunabileceği de gün yüzüne çıkmış olacaktır. Belirli ideolojiler, medya aracılığı ile topluma ulaşmaktadır. Bernard Cohen’in “ Medya çoğu zaman insanlara ne düşündüklerini söylemede başarılı olmayabilir, fakat okurlarına ne hakkında düşüneceklerini söylemede fevkalade başarılıdır” sözlerine atıfta bulunulabilir. Bu ideolojiler bağlamında ortaya birer kitle topluluğu çıkmaktadır. Bu kitleler belli ortak yargılar etrafında toplanıp tek tipleşmektedirler, standartlaşmaktadırlar. Hiyerarşinin baskın olduğu medyada özellikle moda olgusunda medya aracılığı ile hızlıca yayılması sonucu insanlar belli bir olgu etrafında birbirlerinin aynısı olmaya başlamıştır. Bu avamlaşmayı sadece moda olgusu etrafında değerlendirmek yanlış olacaktır. Kullanıcılar artık oldukları gibi değil medyanın dayattığı izlenimler ile yaratılan kimliklere bürünmek için çalışmaktadırlar. Medya bireylerin sahip olduğu geleneklerinden alıp,  “kendi ürettiği kültüre” taşımaktadır ve bunu yaparken de hedefi tek bir kişi olmamış asıl hedefi bir kitle olup bu kitleye bir ideoloji benimsetmektir. Bunu günümüzde en iyi şekilde yapmaktadır. İnsanlar giyim, kuşam ve en önemlisi artık aynı düşünmeye başlamışlardır. Paylaşım yapacakları zaman sırf bir statüye sahip olmak için bilişsel olarak bir çelişki yaşasalar bile toplumun en çok benimsediği düşünceyi dikkate almaktadırlar.

McLuhan’ın da deyimiyle medya, dünyayı “küresel bir köy” haline getirmiştir. Siz kullanıcılar istediğiniz kadar özgür değilsiniz, medyanın izin verdiği kadar özgürsünüz. Nasıl George Orwell’in 1984 adlı eserinde insanları belirli bir ideolojiye bağlayan ve bu ideolojilerini Tele -ekranlarda yayımlayan bir nevi Tanrı niteliği taşıyan Büyük Birader; günümüzde ise hiç şüphesiz zorbalıkla değil ama farklı doyumlar yaratarak ortam oluşturan medya olarak kılık değiştirmiştir. Sonuç olarak:

Bireyler, sosyal kaçış diye adlandırdıkları bu mecralarda aslında yine medyanın istek ve amaçlarına hizmet etmektedirler. Yarattıkları olgular ve belirledikleri ideolojiler ile sizin ne hakkında düşüneceğinizi, nasıl giyineceğinizi, hangi mekânlarda bulunup bulunamayacağınızı, hangi filmleri izleyip izleyemeyeceğinizi, hangi müzikleri dinleyip dinleyemeyeceğinize kadar belirlemektedir. Bireyler medya da popüler olan mekânlara gidip paylaşımlar yapmaktadır ya da medya da popüler olan en çok okunan kitabı alıp paylaşım yapmaktadır. Trend olan giyim kuşam saç stili ve daha fazla olgu ile bireyleri bu küresel köyde standartlaştırmaktadır. Medya yazacağın kelimelere dikkat etmeni söyler. Ve bunu yaparken de bir başkasının özgürlük diye adlandırdıkları sınırlara girmeni engeller. Erişim engeli uygular. Paylaştığın görüntüyü sansürler. Bu bağlamda insan

Sosyal Medya da özgür değildir. Özgürlük tıpkı George Orwell’in söylemiyle günümüzde

2+2=5 kabul edildiği bir olgu olmuştur. Özgürlük, insanların tek tipleştiği bu küresel köyde köle olmaktan kaçamamıştır.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sİzce Dolar daha fazla yükselir mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

1 Çay Kaşığı Dilinizde Bekletirseniz...

1 çay kaşığı balı dilinizde bekletirseniz...

Sıcacık içeceğinizden veya çorbanızdan bir yudum almak için sabırsızlanıyorsunuz ancak ilk yudumda diliniz öyle bir yanıyor ki geri kalanının keyfini çıkaramıyorsunuz.

Üstelik dilinizin iyileşmesi uzayınca yediklerinizden hiçbir tat alamayacaksınız. Peki dil yanması nasıl çabuk iyileştirilir?

Ağzınızdan nefes alın
 
Sıcak bir şey yedikten sonra hemen tükürün, dilinizi dışarı çıkarıp ağzınızdan nefes alıp vermeye başlayın. Ağzınızdan nefes aldığınızda soğuk hava içeri girerek yanmayı azaltır.

Soğuk bir şey yiyin/için
 
Hızlı bir şekilde soğuk bir şey yiyip içmek dilinizin sıcaklık derecesini düşürecek, inflamasyonu azaltacak ve doku hasarını önleyecektir. Buz ya da bozlu dondurma emebilirsiniz. Soğuk bir içecekten küçük yudumlar alın.

Ağzınızda ılık su çalkalayın
 
2013'te yapılan bir araştırmaya göre, yanıklardan sonra oluşan hasarı azaltmak için ılık su kullanılabilir. Ilık su, mikrosirkülasyonu arttırarak dokuların ölmesini engelliyor. Ilık suya biraz da tuz atarsanız enfeksiyonu önleyecektir. 1/2 çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suyla karıştırıp ağzınızda 30 saniye çalkaladıktan sonra tükürün. Diliniz iyileşene kadar günde birkaç kez uygulayabilirsiniz.

Bal
 
Bal, antibakteriyel özelliğiyle bakterinin hasar gören ciltte enfeksiyon oluşturmasını engelliyor; şişliği ve acıyı azaltıyor, iyileşmeyi hızlandırıyor. 1 çay kaşığı balı dilinize yayın, dilinizin üzerinde mümkün olabildiğince bekletin. Gün 2-3 kez tekrarlayın. Bal 1 yaşının altındaki çocuklara verilmemelidir!

Şeker
 
Şeker yanma hissini yatıştırır. Tat alma duyusunu geliştirir. 1 çay kaşığı şekeri dilinize koyup dilinizi damağınıza yaslayıp şeker eriyene kadar bekleyin. Kan şekeriniz yüksekse tavsiye edilmez!

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat