MUSA YILDIRIM

SAVAŞ FIRSATÇILIĞI! STAGFLASYON MU GELİYOR?

SAVAŞ FIRSATÇILIĞI! STAGFLASYON MU GELİYOR?

A
a

                Kuşkusuz dünyanın gözü Ukrayna-Rusya savaşına çevrilmiş durumda. Amerika’da enflasyon ne olacak? FED’in faiz kararlarının ülkemiz ekonomisine etkisi ne olacak derken çıkan Ukrayna-Rusya savaşı ile beraber bir anda FED’in para politikaları önemini yitirdi. Artık tek gündem savaşın ne kadar süreceği, sonuçlarının dünya ekonomisine etkilerinin ne olacağı ve en önemlisi bu gerginliğin nükleer bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği oldu. Elinde nükleer başlık bulunduran ülkeler böyle bir savaşın insanlığı yok etme tehlikesinin farkında olsalar bile Rusya’nın bu konuda hayli iştahlı olduğu görülüyor. Putin’in yaşadığı güç zehirlenmesi karşında pek de insanlığı önemsemediği açık açık görülüyor.
Pandemi döneminde merkez bankalarının yüksek miktarda para basmaları ve piyasadaki likidite bolluğunun dünyada yakın zamanda zaten yüksek bir enflasyona neden olması bekleniyordu. Öylede oldu. Ancak savaşın 3. ve nükleer savaş tehlikesini gündeme taşıması bir anda piyasaların alt-üst olmasına neden oldu. Baskılanmasına rağmen altın fiyatlarının hızla tırmanıyor. Dünya borsalı büyük düşüşler yaşadı. EUR/USD paritesinde ciddi düşüşler yaşanırken EURO cephesinde yine ciddi değer kayıpları görüyoruz. Savaşın uzaması veya nükleer savaşın başlaması dünya ekonomisini topyekün çöküşe sürükleyecektir. Umuyoruz ki bu ihtimaller gerçekleşmeden savaş en kısa zamanda biter.
Ülkemiz ekonomisine dönecek olursak açıkça söylemek gerekirse covid sürecine ekonomik olarak hazırlıksız yakalandığımız için zaten ciddi bir enflasyon sorunumuz vardı. Savaşla beraber dünyada olumsuz ne yaşanırsa iki katı olarak bize yansıyacak. Daha önceki yazılarımda üstüne basa basa vurguladığım tarımsal üretimin önemi bir kez daha kendini göstermiş oldu. İnsan yemek-içmek zorunda olan bir varlıktır. Yakıt pahalı olduğunda arabanızın kontağını kapatıp kapınızın önünde yatırabilirsiniz ancak kendiniz için bu mümkün değil. Yatsak dahi yaşamak için yemek içmek zorundayız. Bunun için de bütün üretim faaliyetleri dursa bile tarımsal üretim devam etmek zorundadır. Üstüne basa basa uyarılar yapılmasına rağmen betona yapılan yatırımlar ne yazık ki bu süreçte ne dış borcumuzu ödeyecek ne de ülkemize ekonomik anlamda bir getiri sağlayacak. Enflasyonun %100’ü aştığı dönemlerde köprüden geçmeyen araçlardan ziyade köprülerden araç geçemediği için o köprülerin parasını da ödeyeceğiz.
Eğer kriz, enflasyon ve savaş varsa haliyle orada fırsatçıların türemesi de kaçınılmaz oluyor. Ülkemiz yeniden stokçu ve fahiş fiyat çeken fırsatçıların türeyeceği döneme girmiş bulunmaktadır. Burada belirtmekte fayda var evine temel ihtiyaçlarını alan insanlar fırsatçı veya stokçu değillerdir. İnsanların tüketeceği bir temel gıda maddesini fiyatı yükselmeden almak istemesi normal bir şeydir. Stokçular fiyatları yükseltmek amacı ile piyasadaki tedarik zincirini bozarak var olan ürünlere yok diyen fırsatçılardır. Tüketiciyi bu kategoriye koymak doğru değildir. Burada bir parantez açmak istiyorum. Piyasada manipülasyon yaparak Sanki sıvı yağ bir tek Ukrayna’da üretiliyormuş gibi medyada çığırtkanlık yapan insanlar var. Öte yandan dünyadaki tek problem sıvı yağmış gibi marketlere hücum eden insanlar var. Enflasyon ile beraber oluşan yüksek fiyat riskine bağlı olarak insanların pahalılıktan önce raf ömrü uzun gıda ve temizlik ürünlerini alıp evde muhafaza etmeleri normal ve anlaşılır bir şeydir. Tek sorun sıvı yağ değil ve sıvı yağ da sadece Ukrayna’da üretilmiyor. Bu kadar panik yapmaya gerek yok. Enflasyona karşı temel gıda ürünlerimizi tedarik edelim ancak piyasadaki manipülasyonlara da dikkat edelim. Her ne kadar piyasada belli sıkıntılar olsa bile biz bir tarım ülkesiyiz. Hükümet tarımda yanlış politikalarla bu ülkede tarımı bitme noktasına getirmiş olsa bile topraklarımız duruyor. Tarım ürünleri kısa sürede yetişen ürünlerdir. Özellikle yağ bitkileri, tahıllar ve yem bitkileri 7-8 ay gibi bir sürede yetişebiliyor. Toprak bizde olduğu sürece bir süre sorun yaşasak bile bunu aşabiliriz. Bizim yaşadığımız temel problem yanlış tarım politikaları. Eğer Türkiye tarımda üretim fazlası veren bir ülke olsaydı bu savaş bizim için kriz değil fırsat olacaktı. Türkiye dünyanın tahıl ambarı olacaktı. Bu süreçte yağ kuyruğuna gireceğimize dünyaya yağ ve tahıl ihraç eden ve bu süreçten en karlı çıkan ülke olacaktık. Bu fırsatı da kaçırdığımıza göre bakalım bizi daha neler bekliyor?
STAGFLASYON! Hani o çok pahalı olacak ve çok para kazanacağız diye aldığımız 2. El arabalar var ya? İşte o arabaların enflasyon yüzünden pahalı olduğu ancak işsizlik ve alım gücünün düşmesinden kaynaklı olarak satılamayacağı için elimizde patladığı dönem STAGFLASYON dönemi olacak. Daha anlaşılabilir olması için 2. El araçlardan bahsettim ancak bu durum birçok ürün için geçerli olacaktır. Bir ürün temel yaşam için %100 gerekli bir ürün değilse enflasyona bağlı olarak bu ürünlerin fiyatlarının artması piyasadaki bu ürünlere arz ve talebi durdurur. İnsanlar için artık o ürün pahalı ve gereksizdir. Olsa iyi olur ancak olmasa da yaşanır. O yüzden bu süreçte neye yatırım yapacağımıza dikkat etmemiz gerekir. Enflasyon her şeyin fiyatını arttırır ancak durum piyasanın alım gücünü aştığı anda her pahalı olur ama kar ettirmez. Çünkü onu alacak bir müşteri bulamazsınız. Dünyada enflasyona bağlı olarak değeri düşmeyecek tek kıymetli madenler ve tarım EMTİA’larıdır. Tarım ürünleri zorunlu ihtiyaçtır. Bu yüzden önemi anlaşılır ve talep artar. Kıymetli madenler ise dünyanın her yerinde aynı değerde geçerlidir. Örneğin bir gram altın ile ülkemizde veya başka bir ülkede bir ürünü yaklaşık olarak aynı miktarda satın alabilirsiniz. BU BİR YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR!
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sİzce Dolar daha fazla yükselir mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

1 Çay Kaşığı Dilinizde Bekletirseniz...

1 çay kaşığı balı dilinizde bekletirseniz...

Sıcacık içeceğinizden veya çorbanızdan bir yudum almak için sabırsızlanıyorsunuz ancak ilk yudumda diliniz öyle bir yanıyor ki geri kalanının keyfini çıkaramıyorsunuz.

Üstelik dilinizin iyileşmesi uzayınca yediklerinizden hiçbir tat alamayacaksınız. Peki dil yanması nasıl çabuk iyileştirilir?

Ağzınızdan nefes alın
 
Sıcak bir şey yedikten sonra hemen tükürün, dilinizi dışarı çıkarıp ağzınızdan nefes alıp vermeye başlayın. Ağzınızdan nefes aldığınızda soğuk hava içeri girerek yanmayı azaltır.

Soğuk bir şey yiyin/için
 
Hızlı bir şekilde soğuk bir şey yiyip içmek dilinizin sıcaklık derecesini düşürecek, inflamasyonu azaltacak ve doku hasarını önleyecektir. Buz ya da bozlu dondurma emebilirsiniz. Soğuk bir içecekten küçük yudumlar alın.

Ağzınızda ılık su çalkalayın
 
2013'te yapılan bir araştırmaya göre, yanıklardan sonra oluşan hasarı azaltmak için ılık su kullanılabilir. Ilık su, mikrosirkülasyonu arttırarak dokuların ölmesini engelliyor. Ilık suya biraz da tuz atarsanız enfeksiyonu önleyecektir. 1/2 çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suyla karıştırıp ağzınızda 30 saniye çalkaladıktan sonra tükürün. Diliniz iyileşene kadar günde birkaç kez uygulayabilirsiniz.

Bal
 
Bal, antibakteriyel özelliğiyle bakterinin hasar gören ciltte enfeksiyon oluşturmasını engelliyor; şişliği ve acıyı azaltıyor, iyileşmeyi hızlandırıyor. 1 çay kaşığı balı dilinize yayın, dilinizin üzerinde mümkün olabildiğince bekletin. Gün 2-3 kez tekrarlayın. Bal 1 yaşının altındaki çocuklara verilmemelidir!

Şeker
 
Şeker yanma hissini yatıştırır. Tat alma duyusunu geliştirir. 1 çay kaşığı şekeri dilinize koyup dilinizi damağınıza yaslayıp şeker eriyene kadar bekleyin. Kan şekeriniz yüksekse tavsiye edilmez!

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat