AKIN ERSALAN

SAİT’İN ARDINDAN

SAİT’İN ARDINDAN

A
a
Katledilen kardeşimiz Prof. Dr. Sait Berilgen’in ardından üniversite hastanesinde güvenlikle ilgili yeni bir yapılanmaya gidiliyor.
Olumlu bir gelişme.
Ancak güvenlikle ilgili zafiyetler daha önce görülmeli ve giderilmeliydi. Umarız gecikme telafi edilir ve yeterli önlemler alınabilir.
Her ne yapılsa da gideni geri getirmek mümkün olmayacak.
Binlerce insanın her gün girip çıktığı Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde x-ray cihazlarının olması gerekiyordu. Emniyet binasının tahrip gücü yüksek patlayıcıyla harap edildiği şehrimizde, güvenlik tedbirlerinin her kurum tarafından esaslı şekilde gözden geçirmesi ve yeniden yapılandırılması şart. Başta Adliye olmak üzere bazı kamu kurumları etkin tedbirler aldı. Bu tür iyi uygulamalar örnek alınmalı. Uçakta dahi izin verilen 2-3 cm’lik çakıyla bile kimi kamu kurumlarına giremiyorsunuz. İlgili görevli emanete alıyor ve ancak çıkarken iade ediyor. Üst düzey isimlerin odalarına giriş kartı almaksızın girilemiyor.
Üniversite Hastanemize bakınca tabanca, bıçak ve Allah korusun uzun namlulu silah ve patlayıcı maddeyle rahatça girilebileceği, başhekim ve diğer öğretim üyelerinin, doktorların, yatan hastaların, yakınlarının, ziyaretçilerinin menfur saldırılara açık olduğu düşüncesi önceden rahatsızlık vermeliydi.Elazığ insanının bsamimiyeti ve Gakgoş kültürü naif bir kendine güveni de beraberinde getiriyor herhalde. “Bize bir şey olmaz” anlayışı terk edilmeli. Hin düşünmek, kötülüğü beklemek ve tedbir almak daha akılcı.
Sayın kardeşimiz Prof. Dr. Berilgen’in yakın koruması vardı.
Belli ki saldırganın tanıdık olması, bu tür bir saldırının beklenmemesi ve merhum kardeşimizin iyi niyeti yaşamına mal oldu.
Heyhat! Hastane Başhekiminin odasına tabancayla girebilmek olanaklı olduktan sonra, yakın koruma olsa ne yazar, olmasa ne yazar!
Güvenlik boyutunun ötesinde, sağlık ihale sisteminin yanlışlarına da bakmak gerekiyor. Sistem ne yazık ki sorun üretiyor. Üniversite hastanelerinde tanı ve tedavi için gereken malzemelerin temini Devlet Hastaneleri’nden daha zor. Maddi kısıtlılıkların yanında ağır bir kırtasiyecilik var.
Hem üçüncü basamak hizmet vereceksiniz, yani sağlık silsilesinde daha önce gelen kurumların tanı ve tedavisini yeterince yapamadığından sevk zincirinde son basamak konumunda olup bu tür zor hasta ve hastalıklara mücadele yükü üzerinizde olacak hem de tanı ve tedavi için gereken malzemeleri zor bulabileceksiniz.
Yaman çelişki!
Malzeme temin edilemediği için yakın illere (Malatya, Diyarbakır) gitmek zorunda kalan hastalarımız az değil. Hastane kendi eczanesinde gerekli malzemelerin önemli bir kısmını bulunduramıyor. Medikal sektörü tabir edilen, dışarıdan malzeme getiren kurum ve kişilerden satın almak zorunda kalıyor. Bunların ödemeleri 8-10 ay gibi uzun süreler sonrasında oluyor. Bence en büyük sorumlu cinnet üreten sistemin kendisidir.
Üniversite kökenli Sağlık Bakanı’nın üniversitelere bakışı malum. Başhekim konumundaki bir Profesör doktorun katli üzerine –bu yazı yazılıncaya değin, bir telin açıklaması gelmemesi üzücü. Neyse ki Elazığ’ın üst düzey bürokratları, milletvekilleri ve Belediye başkanı ailenin ve üniversite camiasının acılarını paylaştı. Elazığlı savunma bakan yardımcımız yalnız bırakmadı.
Hekim ve üniversite camiasının acılarını paylaşan sayın valimiz, başsavcımız, milletvekillerimiz, belediye başkanımız, emniyet, jandarma ve askeriyenin ileri gelenleriyle Ankara’dan kalkıp gelen sayın bakan yardımcımızın, sorunlar konusunda da aynı yakın tavrı göstermelerini can-ı gönülden diliyoruz.
Katil elbette ki sürekli tabanca taşımıyordu. Kendi iç dünyasında geçirdiği bir sürecin sonunda, hepimizi yasa boğan bu menfur eylemi işlemeyi kafasına koymuş olmalı. Bu süreçte ne oldu? Hiç kimse böylesine zor yetişen ve nadir bulunan topluma faydalı bir şahsiyeti küçük sayılabilecek bir meblağ uğruna katletmez ve kendi ailesini de ortada bırakacak bir intihar girişiminde bulunmaz.
Adli makamlar cinayetle ilgili her şeyi  tüm ayrıntılarıyla inceleyip yasaların gereğini eksiksiz yapacaklardır. Bundan kuşkumuz yok. İdare de güvenlik açıklarını kapatmaya gayret edecektir. Bundan da kuşkumuz yok.
Asıl üzerinde durulması gereken katilin tabancayı beline takıncaya değin ne olduğunun didik didik irdelenmesidir. Böylece gelecekte tezahür edebilecek üzücü başka hadiselerin önüne geçilebilir.
Vakitsiz, zamansız ve yakışmayan ölümlerin olmaması dileklerimle, kardeşimize tekrar rahmet, ailesine baş sağlığı dileklerimi sunuyorum.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

REFERANDUM İÇİN OY KULLANIN

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

1 Çay Kaşığı Dilinizde Bekletirseniz...

1 çay kaşığı balı dilinizde bekletirseniz...

Sıcacık içeceğinizden veya çorbanızdan bir yudum almak için sabırsızlanıyorsunuz ancak ilk yudumda diliniz öyle bir yanıyor ki geri kalanının keyfini çıkaramıyorsunuz.

Üstelik dilinizin iyileşmesi uzayınca yediklerinizden hiçbir tat alamayacaksınız. Peki dil yanması nasıl çabuk iyileştirilir?

Ağzınızdan nefes alın
 
Sıcak bir şey yedikten sonra hemen tükürün, dilinizi dışarı çıkarıp ağzınızdan nefes alıp vermeye başlayın. Ağzınızdan nefes aldığınızda soğuk hava içeri girerek yanmayı azaltır.

Soğuk bir şey yiyin/için
 
Hızlı bir şekilde soğuk bir şey yiyip içmek dilinizin sıcaklık derecesini düşürecek, inflamasyonu azaltacak ve doku hasarını önleyecektir. Buz ya da bozlu dondurma emebilirsiniz. Soğuk bir içecekten küçük yudumlar alın.

Ağzınızda ılık su çalkalayın
 
2013'te yapılan bir araştırmaya göre, yanıklardan sonra oluşan hasarı azaltmak için ılık su kullanılabilir. Ilık su, mikrosirkülasyonu arttırarak dokuların ölmesini engelliyor. Ilık suya biraz da tuz atarsanız enfeksiyonu önleyecektir. 1/2 çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suyla karıştırıp ağzınızda 30 saniye çalkaladıktan sonra tükürün. Diliniz iyileşene kadar günde birkaç kez uygulayabilirsiniz.

Bal
 
Bal, antibakteriyel özelliğiyle bakterinin hasar gören ciltte enfeksiyon oluşturmasını engelliyor; şişliği ve acıyı azaltıyor, iyileşmeyi hızlandırıyor. 1 çay kaşığı balı dilinize yayın, dilinizin üzerinde mümkün olabildiğince bekletin. Gün 2-3 kez tekrarlayın. Bal 1 yaşının altındaki çocuklara verilmemelidir!

Şeker
 
Şeker yanma hissini yatıştırır. Tat alma duyusunu geliştirir. 1 çay kaşığı şekeri dilinize koyup dilinizi damağınıza yaslayıp şeker eriyene kadar bekleyin. Kan şekeriniz yüksekse tavsiye edilmez!

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat
Reklam