SİNEM SİDAR AYÇİÇEK

KADIN HAKLARI HAREKETİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE TÜRKİYE'DE KADININ TEMEL SORUNLARI

KADIN HAKLARI HAREKETİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE TÜRKİYE'DE KADININ TEMEL SORUNLARI

A
a

Tarihsel olarak baktığımız zaman kadının tüm toplumlarda ezildiğini ve ikinci plana atıldığını görüyoruz. Tarımsal üretime geçiş ile birlikte özel mülkiyet kavramı ortaya çıktı ve buna erkeğin ‘’fiziki güç‟‟ unsuru da eklenince erkek yavaş yavaş tarih sahnesinde ön plana geçmeye başladı. Bunun yanında din kurumunun gelişmesi de kadının erkek karşısında güçsüz olduğu düşüncesini pekiştirdi. Hem tarımsal devrimin ortaya çıkışı hem de dinlerin etkisi ile birlikte mülkiyetin erkeğe geçmesi, kadın-erkek eşitsizliğini giderek meşrulaştırdı. Kamusal alan erkeğe bırakılacaktı ve kadının rolü ev içi ilişkilerle sınırlı kalacaktı. İşte tarih boyunca yaşanan bu süreçlerden ötürü kadın hareketi, kendilerine bırakılmış olan domestik rollere ve yaşam tarzına bir karşı çıkış olarak kendini göstermeye başladı. Birinci Dünya Savaşı sonunda kazanılan siyasal haklarla birlikte kadın hareketi her ülkede ve toplumda farklı şekillerde ortaya çıkmaya başlamıştır. ABD’de ‘’Duygular Bildirgesi’’ ile kadınlar ilk kez karşılıklı destek ve dayanışma için bir araya gelmişlerdir. İngiltere’de evli kadınların oy ve velayet hakkı mücadelenin temel eksenlerinden biriydi. Almanya ve Fransa’da ise feminizm ve devrimci sosyalizm arasında ittifak kuruldu ve kadının kurtuluşunun ancak sosyalizm ile mümkün olabileceği savunuldu. Öyle ki bu düşüncenin yansımalarını zaman zaman kendi yazarlarımızın kitaplarında da görebiliriz. Mesela Mina Urgan ‘’Bir Dinozorun Anıları’’nda altını çizdiğim satırlarda şöyle diyordu: ‘’Bu bir kadın sorunu değil, bu bir sınıf sorunu. Yüksek zümreden eğitim görmüş kadınların toplumda doğrudan yeri var. Doğru dürüst bir sosyal düzende, sınıflar arasında eşitlik kurulunca, bütün kadınlar haklarına kavuşacak...’’ Ülkemizde ise kadın sorunun aşılabilmesi için hala birtakım engeller mevcut. Günümüz Türkiyesi’nde ‘’kadın’’ hala toplumsal yaşamda zorluklar çekmekte. Bunu belli alanlara göre kategorize etmek mümkün ama gerçek olan ve kabullenmekte zorluk çektiğimiz bir gerçek var ki o da gün geçtikçe bu konuda ileri değil geriye gittiğimiz. Öncelikle kadının toplumsal alandaki varlığı ve toplumsal kültürümüz açısından aile önemli bir rol edinmekte. Kadının ilk olarak aile içerisinde düşüncelerini korkmadan, özgürce ifade edebilmesi gerekiyor. Bunun da olabilmesi için ailenin eğitim durumu son derece önemli bir faktör haline gelmekte. Toplumun dinselleştirilmeye çalışılması ve bunun zaman zaman siyasiler tarafından geniş kitleleri etkilemek için kullanılması da diğer bir ciddi sorundur. Günümüzde Kuran kurslarının, İmam Hatip Liselerinin sayıları gittikçe artmakla birlikte hala toplum içerisinde tarikatların –en azından bazılarının- varlıklarını sürdürmekte oldukları biliniyor. Holdingleşen tarikat ve cemaatler dini bir ticarete dönüştürüyor. Öte yandan İmam Hatip Liseleri'nden mezun olan ve lisans eğitimlerini ilahiyat üzerine yapan öğrencilerin istedikleri her alanda çalıştıkları örneklerini de görüyor ve yaşıyoruz. Bu durum, Türk eğitim sistemimizin önünde bir engel olmanın yanında adalet kavramına ters düşen bir sorun. Yine şiddetten ve ayrımcılıktan uzak durulması ve bunun önüne geçilecek adımlar atılması sağlanmalı. Toplumumuzun en temel sorunlarından biri hala aile içi şiddetin, cinsel ilişkilerin yaygın olması. Bir erkeğin annesinin diz kapağının üstünden tahrik olabilmesi gibi açıklamalar yapıldıkça ve bu gibi açıklamaların bir yaptırımı bulunmayıp, önüne geçilmedikçe sorunlarımızı aşmamız en azından şu an için mümkün görünmüyor. Çünkü her şey git gide meşrulaşıyor. Artık izlediğimiz, okuduğumuz her habere kayıtsız kalmaya başladık. Kız çocuklarımız, kadınlarımız tecavüze uğruyor, evlerinin önünde öldürülüyor. Bugün üzülüp, yarın unutuyoruz. Bu bağlamda bakacak olursak kadın hakları sorununun siyaset teorisindeki karşılığı ‘’özgürlük meselesi’’ olabilir. Bireyler ve gruplar ne derece özgür olabilir sorusunun gerekçelendirilmesi ve kadının özgürlüğünün kısıtlanması bakımından modern siyaset teorisi özgürlük meselesini kişinin iç özgürlüğünden ziyade toplumsal ilişkiler bağlamında ele alır. Zaten kadın haklarının önündeki sorunların da temelde aile ve toplumun içerisinde yattığından bahsettik. Sonuç itibariyle insan toplumsal bir varlıktır, hiçbir şey onu kısıtlamasa bile toplumsallık onu kısıtlandırır.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sİzce Dolar daha fazla yükselir mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

1 Çay Kaşığı Dilinizde Bekletirseniz...

1 çay kaşığı balı dilinizde bekletirseniz...

Sıcacık içeceğinizden veya çorbanızdan bir yudum almak için sabırsızlanıyorsunuz ancak ilk yudumda diliniz öyle bir yanıyor ki geri kalanının keyfini çıkaramıyorsunuz.

Üstelik dilinizin iyileşmesi uzayınca yediklerinizden hiçbir tat alamayacaksınız. Peki dil yanması nasıl çabuk iyileştirilir?

Ağzınızdan nefes alın
 
Sıcak bir şey yedikten sonra hemen tükürün, dilinizi dışarı çıkarıp ağzınızdan nefes alıp vermeye başlayın. Ağzınızdan nefes aldığınızda soğuk hava içeri girerek yanmayı azaltır.

Soğuk bir şey yiyin/için
 
Hızlı bir şekilde soğuk bir şey yiyip içmek dilinizin sıcaklık derecesini düşürecek, inflamasyonu azaltacak ve doku hasarını önleyecektir. Buz ya da bozlu dondurma emebilirsiniz. Soğuk bir içecekten küçük yudumlar alın.

Ağzınızda ılık su çalkalayın
 
2013'te yapılan bir araştırmaya göre, yanıklardan sonra oluşan hasarı azaltmak için ılık su kullanılabilir. Ilık su, mikrosirkülasyonu arttırarak dokuların ölmesini engelliyor. Ilık suya biraz da tuz atarsanız enfeksiyonu önleyecektir. 1/2 çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suyla karıştırıp ağzınızda 30 saniye çalkaladıktan sonra tükürün. Diliniz iyileşene kadar günde birkaç kez uygulayabilirsiniz.

Bal
 
Bal, antibakteriyel özelliğiyle bakterinin hasar gören ciltte enfeksiyon oluşturmasını engelliyor; şişliği ve acıyı azaltıyor, iyileşmeyi hızlandırıyor. 1 çay kaşığı balı dilinize yayın, dilinizin üzerinde mümkün olabildiğince bekletin. Gün 2-3 kez tekrarlayın. Bal 1 yaşının altındaki çocuklara verilmemelidir!

Şeker
 
Şeker yanma hissini yatıştırır. Tat alma duyusunu geliştirir. 1 çay kaşığı şekeri dilinize koyup dilinizi damağınıza yaslayıp şeker eriyene kadar bekleyin. Kan şekeriniz yüksekse tavsiye edilmez!

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat