GÖKAN ERDEM

ÇOĞULCU DEMOKRASİ Mİ? ÇOĞUNLUKÇU DEMOKRASİ Mİ?

ÇOĞULCU DEMOKRASİ Mİ? ÇOĞUNLUKÇU DEMOKRASİ Mİ?

A
a
ÇOĞULCU DEMOKRASİ Mİ? ÇOĞUNLUKÇU DEMOKRASİ Mİ?

Demokrasi, en genel ifadeyle halkın halk tarafından seçilmiş kişilerce yönetimi, halkın kendilerini yönetecek iradeyi tayin edebilmesidir. Bu bağlamda demokrasi-idealde- iktidarın halk olmasıdır. Demokrasi kavramı, süregelen yıllarda büyük çaplı gelişimler ve dönüşümler geçirmiştir. Bu sebeple demokrasi konusunda daha kapsamlı tanımlamalara ve açıklamalara ihtiyaç duyulmuştur. Webster'e göre demokrasi; ”En üst iktidarın halkta bulunduğu ve halkın belli aralıklarla tanınan özgür seçimlerde, temsilcilerini seçtiği, temsil ve devredilmiş otorite yoluyla halk tarafından dolaylı olarak kullanılan hükümet biçimine imkan veren siyasi sistem” olarak tanımlanmıştır(Webster'den akt. Tunç,1999: 187).
Demokrasinin ilk örneklerine rastladığımız Antik Yunan'a bakıldığında halkın yöneticilere taleplerini -dönemin koşullarında- demokratik yollarla ifade edebilmesine karşın kölelerin siyasal ve demokratik haklarının olmadığını görüyoruz. Feodal çağa girildiğinde ise yine kölelerle birlikte kadınların siyasal süreçlerden ve demokratik haklardan yoksun olduğunu görebiliyoruz. Avrupa'da monarşik yönetimlerin ömürlerinin son bulmak üzere olduğu meşrutiyet yıllarında köleler ve kadınlarla birlikte yeni bir ilerici güç olarak ortaya çıkmış burjuvazi de siyasal süreçlerde istediği ölçüde etkin olamadığını iddia ediyordu. Daha sonra monarşilerin yıkılmasıyla birlikte kurulan yeni rejim, kendisinden önceki rejimlere kıyasla en demokratik rejimdir. Bu rejimle birlikte Klasik Demokrasi anlayışı ortaya çıkmış, siyasal katılım ve demokratik haklar toplumda yayılmış ve genişlemiş olsa da demokratik talepler son bulmamıştır. Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkan işçi sınıfı ve ideologları yeni rejimin demokrasisini bir önceki rejimin koşullarına kıyasla ilerici bulsalar da çağın ilerici gücü olarak kendilerini görmüşlerdir ve Marxist demokrasi anlayışını savunmuşlardır. Tüm bu tarihsel süreçlere bakıldığında demokrasi tartışmalarının tamamının sınıfsal ve kimlik siyaseti ekseninde sürdüğünü görmekteyiz. 
Demokrasi kavramı üzerine teorik düzeyde yapılan en önemli tartışmalar halk tarafından verilen yönetme yetkisinin kullanımı üzerinedir. Bu tartışmaların temeli; demokratik seçimler sonucu siyasal iktidarın belirlenmesi, seçimi kaybeden grupların temsiliyeti gibi sorunlardır. Iki partili sistemlerin doğurduğu demokrasi modeli ile çok partili sistemlerin yarattığı demokrasi modeli uygulanış bakımından farklılıklara sebep olmuştur. Bu sebeple farklı demokrasi uygulamalarını kısaca açıklayarak bunlar üzerinden sorunları kapsamlı tartışmakta fayda vardır;

Çoğunlukçu Demokrasi

Bu demokrasi modelinde halkın desteğini en fazla alan siyasal grubun yönetimi esastır. Siyasal partiler demokratik yollarla bir iktidar mücadelesi vermiş ve en fazla oyu alan siyasal grup iktidar olmuştur. Dolayısıyla çoğunluğun yönetme hakkı mutlaktır ve çoğunluğun seçtiği iktidar ortak kabul etmemektedir. Bu demokrasi modelinde azınlık hakları, ikili meclis sistemi, güçler ayrılığı, kanunların yargısal denetimi gibi uygulamalar çoğunluğun seçimine müdahale olarak algılanmaktadır. Çoğunlukçu demokrasi bu yönüyle "çoğunluğun despotizmi" olarak adlandırılmaktadır. Bu sistem genel olarak "iki partili sistemli" demokrasi anlayışı olan ülkelerde görülür 

Çoğulcu Demokrasi

Çoğulcu Demokrasi, bir diğer adıyla Klasik Demokrasi genel olarak günümüz Avrupa toplumlarında uygulanan demokrasi modelidir. Bu demokrasi modelinde, halktan en fazla oyu almış siyasi partilerin uzlaşması sonucu kurulan siyasal iktidarlar toplumun temsiliyeti açısından daha kapsayıcı ve demokratiktir. Siyasal iktidarın farklı siyasi partiler tarafından paylaşımı nedeniyle siyasal katılım yüksektir ve düşünce özgürlüğü gelişmiştir. Anayasal sınırlar tarafından kontrol edilen siyasal iktidarlar yargı denetimine açıktır. Bu sistemde yasama ile yürütme organı arasında bir güç dengesi hakimdir. Bu sistem genel olarak "çok partili sistemli" demokrasilerde görülür

Çoğulcu Demokrasi ve Çoğunlukçu Demokrasi Karşılaştırması 

İki demokrasi modeli arasındaki ilk fark seçim sistemidir. Çoğulcu demokrasilerde rastlanılan nispi seçim sistemi; partilerin aldıkları oy oranları doğrultusunda parlementoda koltuk kazandığı seçim sistemidir. Bu seçim sisteminde parlementoda en çok temsilcisi bulunan ve hükümet kuracak oy desteğini bulabilmiş parti iktidar olmaktadır. Toplumdaki farklı siyasal eğilimlerin parlementoya doğrudan yansıtılabilmesi itibariyle nispi seçim sistemi temsilde adalet ilkesine en uygun seçim sistemidir. Fakat herhangi bir partinin tek başına iktidar olacak oy oranına sahip olmaması sebebiyle birkaç partinin biraraya gelerek koalisyon hükümeti oluşturdukları da görülebilir. Bu durum demokrasisi gelişmiş ülkelerde uygulanabilir olsa da toplumsal kutuplaşmanın yüksek olduğu bazı ülkelerde büyük siyasal çatışmalara ve istikrarsızlığa sebep olmaktadır. İstikrarsız ve zayıf koalisyon hükümetleri, toplumu koalisyon hükümetlerinden uzaklaştırmaktadır. Çoğunlukçu Demokrasi sistemlerinin en meşru dayanağı budur. Çoğunlukçu seçim sistemi, yerel bölgelerde yapılan seçimlerde en çok oyu alan adayın seçimi kazanması nedeniyle dar bölge çoğunluk sistemi olarak adlandırılır. Bu seçim sistemi büyük partileri avantajlı duruma getiren küçük partileri ise seçim yarışında saf dışı bırakan bir sistemdir. Seçmeni, oy oranı yüksek partilere oy vermeye yönlendirmesiyle bu seçim sistemi bu özelliğiyle temsilde adalet ilkesine uymamaktadır(Lardeyret, 1995: 202). Sonuç olarak çoğunlukçu seçim sistemlerinde "siyasal istikrar" adı altında parti sistemleri, iki partili ya da hakim parti sistemleri gibi demokrasinin zayıfladığı sistemlere dönüşürken aynı zamanda tek partili sistemlere de yol açabilir. 
Bu iki demokrasi modelinin parti sistemleri üzerindeki etkisi de farklıdır. Çoğunlukçu demokrasi sisteminde genel olarak iki partili, hakim parti gibi sistemler hakimdir. Çoğulcu demokrasi sisteminde ise genel olarak çok partili sistem görülür. Bunun sebebi; çoğunlukçu sistemde toplumun temelde tek bir mesele üzerine iki ana cepheye ayrılmış olmasıyken çoğulcu sistemde ise toplumun sınıfsal, dini, mezhepsel, etnik köken gibi etkenlerle çok fazla bölünmüş olmasıdır. Çoğulcu demokrasi bu yönüyle toplumdaki farklı grupların siyasal iktidarda ve parlementoda geniş kapsamlı temsili açısından daha demokratiktir. 
Çoğunlukçu demokrasi modelinde devlet modeli, çoğulcu modeldeki federatif yönetimlerin aksine üniter devlet modelidir. Yerel sorunların ve taleplerin merkezden çözülmeye çalışılması, yerel halkın siyasi tercihlerinin diğer bölgelerin tercihleri sebebiyle etkisizleşmesi itibariyle üniter devlet modeli demokrasiye aykırıdır. Fakat ülke bütünlüğünün tehlikede olduğu toplumlarda ise daha çok çoğulcu modelde uygulanan federatif sistem tehlikelidir. 
Bu iki demokrasi modelinin meclis yapıları da farklıdır. Çoğunlukçu modelde genel olarak tek meclis bulunur. Çoğulcu modelde ise genelde iki meclisli bir yapı vardır. Bu özelliğiyle çoğulcu modelin ikili meclis yapısı azınlık grupların temsili açısından daha demokratiktir. 
Çoğunluğun üstünlüğü ilkesine dayalı çoğunlukçu demokrasi anlayışı özellikle demokrasi kültürünün yerleşmemiş olduğu azgelişmiş ülkelerde kolaylıkla çoğunluk despotizmine dönüşebilmektedir. Demokrasinin çoğunluğun despotizmine dönüşmesini engelleyebilmek için, “çoğulcu demokrasi” modelinin “çoğunlukçu demokrasi” modeline göre daha geniş güvencelere sahip olduğu görülmektedir. Üstelik, çoğulcu demokrasi modelinin, toplumdaki farklı grupların özgür tartışma ve uzlaşısına alan açılması, bütün toplumu ilgilendiren konularda basit çoğunluk yerine daha geniş mutabakatlar arayarak azınlıktaki grupların da desteğinin kazanılması gibi üstünlükleri sayesinde, demokrasinin meşruiyetini de güçlendirme avantajı bulunmaktadır(Ataay, 2014:36)
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sİzce Dolar daha fazla yükselir mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

1 Çay Kaşığı Dilinizde Bekletirseniz...

1 çay kaşığı balı dilinizde bekletirseniz...

Sıcacık içeceğinizden veya çorbanızdan bir yudum almak için sabırsızlanıyorsunuz ancak ilk yudumda diliniz öyle bir yanıyor ki geri kalanının keyfini çıkaramıyorsunuz.

Üstelik dilinizin iyileşmesi uzayınca yediklerinizden hiçbir tat alamayacaksınız. Peki dil yanması nasıl çabuk iyileştirilir?

Ağzınızdan nefes alın
 
Sıcak bir şey yedikten sonra hemen tükürün, dilinizi dışarı çıkarıp ağzınızdan nefes alıp vermeye başlayın. Ağzınızdan nefes aldığınızda soğuk hava içeri girerek yanmayı azaltır.

Soğuk bir şey yiyin/için
 
Hızlı bir şekilde soğuk bir şey yiyip içmek dilinizin sıcaklık derecesini düşürecek, inflamasyonu azaltacak ve doku hasarını önleyecektir. Buz ya da bozlu dondurma emebilirsiniz. Soğuk bir içecekten küçük yudumlar alın.

Ağzınızda ılık su çalkalayın
 
2013'te yapılan bir araştırmaya göre, yanıklardan sonra oluşan hasarı azaltmak için ılık su kullanılabilir. Ilık su, mikrosirkülasyonu arttırarak dokuların ölmesini engelliyor. Ilık suya biraz da tuz atarsanız enfeksiyonu önleyecektir. 1/2 çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suyla karıştırıp ağzınızda 30 saniye çalkaladıktan sonra tükürün. Diliniz iyileşene kadar günde birkaç kez uygulayabilirsiniz.

Bal
 
Bal, antibakteriyel özelliğiyle bakterinin hasar gören ciltte enfeksiyon oluşturmasını engelliyor; şişliği ve acıyı azaltıyor, iyileşmeyi hızlandırıyor. 1 çay kaşığı balı dilinize yayın, dilinizin üzerinde mümkün olabildiğince bekletin. Gün 2-3 kez tekrarlayın. Bal 1 yaşının altındaki çocuklara verilmemelidir!

Şeker
 
Şeker yanma hissini yatıştırır. Tat alma duyusunu geliştirir. 1 çay kaşığı şekeri dilinize koyup dilinizi damağınıza yaslayıp şeker eriyene kadar bekleyin. Kan şekeriniz yüksekse tavsiye edilmez!

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat