NİLGÜN DUYAR

ÇAĞDAŞ TOPLUM VE ÇAĞDAŞ BİREYİN DEĞİŞEN KARAKTERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME

ÇAĞDAŞ TOPLUM VE ÇAĞDAŞ BİREYİN DEĞİŞEN KARAKTERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME

A
a
Toplumun Mcdonaldlaştırılması, Amerikalı Sosyolog George Ritzer’in ortaya attığı bir kavramdır. Amerikan fast food zinciri McDonalds’a ait modelin küreselleşmenin etkisiyle tüm dünyada toplumun birçok alanına sirayet etmesini anlatmaktadır. Peki McDonald’s nedir? Basit, işlevsel, modüller, yiyecekler; parlak, renklerle döşenmiş ışıltılı mekanlar, neşeli çalışanlar, mama sandalyesine kadar her türlü ayrıntının düşünüldüğü ortamlar… “fast-food”un adı haline gelmiş bir ticari marka… sosyoloji konularını araştırırken Ritzer ismine rastlamıştım ve bu kitabı da isminden dolayı dikkatimi çekmişti. Kitap beklentileri fazlasıyla karşılıyor. Bölümlere ayrılmış olması akıcılığını olumsuz anlamda hiç etkilememiş tam tersine konular üzerinde daha derinlemesine düşünmeye sevk ediyor okurunu.

Günden güne küçülen dünyada türlü süreçler ve olgular toplumlar arası geçişliliğin artması ile birlikte eklemlenerek ve yeni pratikler yaratarak toplumların sosyal hayatlarını değiştirmektedirler. Ritzer McDonalds’ın bir fast-food markası olmanın ötesinde farklı bir anlam içeriğini de vurgulamaktadır. Bu da dünyaya yayılan McDonalds’ın restaurantları ile açıldığı ülkenin yaşamına Amerikan yaşam tarzının girişi olarak nitelendirmektedir. Amerikalı toplum kuramcısı Ritzer, bu çalışmasında, McDonald’s teriminin yalnızca bunlardan ibaret olmadığını yalın bir üslupla ortaya koyuyor. McDonald’s, toplama kampı modelinden ilham alarak bütün dünyayı “akılcılığın demir kafesi” (insan yaşamının bütün alanlarını yutmakta olan bir kafes) içine hapseden toplumsal, ekonomik, kültürel bir sistemin adı… Şunu da öncelikle belirtmek gerekir ki: özel olarak McDonald’sı hedef alan bir kitap değil, günümüz tüketim kültürünü temsil eden en çok bilinen markalardan biri oluşu nedeniyle böyle bir adlandırılma yapılmıştır. Ritzer, sağlık hizmetleri, işyeri gibi alanları da konuya dahil ederek alt başlıklarla incelemektedir. Buraya kadar anlatılanlardan anlaşılacağı üzere McDonaldlaşma hayatın her alanına girmiş olup gün geçtikçe de yayılmaya devam edecek gibi görünmektedir. Önceleri avcılık-toplayıcılık ile beslenen insanoğlu zamanla daha kısa sürede besinlere ulaşmayı sağlayan marketleri açması, her seferinde aynı sonuçlara ulaşmak için tarifleri standartlaştırıp yemek kitaplarına hapsetmesi, zamanla yemek yapmak yerine restaurantlara gitmeyi tercih etmesi, daha kısa sürede yemek yiyip bu süreci hızlandırmak için fast-food’a başvurması, dondurulmuş yiyeceklerle mikrodalga fırınla besin ihtiyacına çözüm bulması ve son olarak internetten verilen yemek siparişleri de bunlara eklenebilir; bu süreç aynı zamanda bizlere içinde bulunduğumuz tüketim kültürümüzü de izah etmektedir. insanlar kendileri için uygun görülen tarz, şekil ve tatları sorgulamadan elde etme çabasına girince, McDonald’s yalnızca bir yemek kültürü olmaktan çıkarak bir yaşam biçimi olarak kendisini topluma benimsetmiş.

“Toplumun McDonaldlaştırılması” kavramının temsil ettiği akılcılaşma süreci, modern yaşamın ihtiyaçlarına hızlı ve etkili yanıtlar sağlayan dört temel unsura dayanır: verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörebilirlik, denetim… akılcılaşma tüm yaşam alanlarına hakim olmakla kalmaz, yaşamın öncesine ve sonrasına da el atar. Akılcılaşma aynı zamanda kendi içinde akıldışılığı da barındırmaktadır bu da insansızlaşmayı (burada sıtandartlaşmadan bahsedilmektedir) getirir.

Küreselleşme süreci, teknolojinin ve insan etkileşiminin artması ve beraberinde modernleşmenin meydana gelmesiyle dünyayı etkisi altına alan bu büyük etkinin asıl amacı insan hayatını kolaylaştırmak olsa da bu süreç, bireyi ve toplumun yapısını derinden etkilemiştir. Bilindiği üzere modern toplumun ilk döneminden itibaren insanları denetleyen çeşitli teknolojiler geliştirmiş. Son dönemde geliştirilen teknolojiler ise rasyonelleşmiş ortamlarda çalışan insanların yerini almaya başlamış. Ritzer, yeme içmenin de denetim altına alınmasının toplumun her alanında görülen rasyonelleşmenin zirve noktası olarak inceler. Halihazırda içinde yaşadığımız toplumun dinamiklerini de analiz etmektedir. Yazar, yaptığı araştırmalara dayanarak McDonaldlaşmanın sağlığı da yakından tehdit ettiğini ileri sürer. McDonaldlaşmanın insan ilişkilerine vurduğu darbeden bahsederek şu tespiti yapıyor: “insan ilişkileri işin içine dahil olduğunda, her yönde aynılık geçerli olmaz. Rutinleşme belirgin ve aldatıcıysa seri olarak üretilen insan ilişkileri, fast-food müşterileri için, insanlıktan çıkarıcı görülebilir. Özgün insan ilişkilerinin yerini, prefabrike ilişkiler aldığı zaman insanlıktan çıkma süreci gelişir.” Hatta aile içi ilişkilere indirdiği darbelere de dikkat çekerek bu konuda, deliller öne sürülmektedir.

Toplumun McDonaldlaşması; son yıllarda dillere pelesenk olan kavramları ( hızlı yaşam, hazırcılık, sabırsızlık, tüketim çılgınlığı ve toplumu, sürekli büyüme, küreselleşme) McDonald’s örneği özelinde ele almaktadır. çağımızda öne çıkan bu meselelere sosyolojik, iktisadi ve mekânsal perspektiften bakan Ritzer, aynı zamanda McDonaldlaşmanın insan doğasına ne kadar uygun olabileceğini de sorguluyor/sorgulatıyor. McDonaldlaşma tabiri genel anlamda Max Weber’in bürokratileştirme daha ileri bir açıklamayla akıllılaştırılmayı ifade ediyor. Daha açık ifade edilecek olursa, bu tabir klasik yaşamdan uzaklaşıp mekanikleşen 21. Yy eleştirisi taşıyor. Vaktinde, yerinde ve usulünce olmayan her şeye karşı bir duruşun ifadesidir. İnsan yerini alan makineler, doğal olmayan yaşam ve yaşam süreçleri için üretilen yeni dünya yaşam biçimleri, insanın kenara itilmesi ya da insani bakıştan uzaklaşılıp makine-insan tasavvuru McDonaldlaşmanın içini doldurmaktadır. Bu durum daha çok Amerika’da çıkıp bütün dünyaya yayılan bir yemek alışkanlığını kapsıyor olsa da durum sadece bu kadarla sınırlı değil, McDonaldlaşma içinde bir toplum mühendisliğini barındırıyor. İnsanları, kendi kurallarınca kontrol altına almayı amaçlayan standartlaşmış bir düzen vaadeden 21. Yy distopyasının merkezi konumundadır. Her ne kadar basit bir market, yemek ürünleri, alışveriş yerleri gibi görünse de birçok ulusal ve uluslararası zincirler aynı standartlaşmayı hedefliyor. McDonald’s çalışanlarının müşteriyle hangi kelimelerle iletişim kuracağını bile belirleyerek ilkin çalışanlarını sonra da müşterilerini belli çizgilerle kontrol altına almaya çalışmaktadır.

Rasyonel toplumlardan irrasyonel toplumlara dönüşümüzü gerçekleştiren kapitalizmin küreselleşmeye katkısını gözler önüne seren bir çalışma. Çağdaş toplumu ve bireyi her yönüyle detaylı bir şekilde inceleyen bir kitap. Sadece belli bir kesimi ilgilendiren konular üzerinde durulmamış, toplumun her kesimini ilgilendiren konular üzerinde durulmuştur. Yazarın bakış açısı son derece mükemmeldir. Tam bir sosyolog bakış açısına sahip ve sade anlaşılır bir biçimde okurunun önüne serilen bir yapıt… Standart yaşam sloganlarımıza dahil olan bir çok görüşü savunur. özellikle sosyoloji’ ye giriş yaparken okunabilecek muazzam bir kitap. Amerika toplumları ve toplumların değişim süreçlerini incelemek için kaynak olabilecek, Kitap, aynı zaman da içinde bulunduğumuz düzenin ne kadar tekdüze olduğunu ve bu tekdüzeliğin çok güzel bir şeymiş gibi bize lanse edildiğini dolaylı olarak aktarmaktadır. Dünyada en çok markalaşan ve kapitalizmin beşiği içinde olan her durum ve markaya ithafen yazılmış ve dünyanın günümüzde yaşadığı koşulları yazıyor. Öyle ki 1990 sonrası insanların değişimini, hızlı tüketim anlayışı doğrultusunda gerçek “benliğine” ulaşamayan insanları ve kalabalıklar içinde yaşayan yalnız kimseleri de sosyolojik bir perspektifle aktarmaktadır.

Doğumdan ölüme dek yaşamın tüketilecek bir süreçler bütününe dönüşmesi, gittikçe tüketimin ağırlıkta olduğu ve nitelediği bir toplumda yaşar hale geldiğimizin bir işaretidir. “demir kafes” diye tabir edilen ve kitaba da ismi verilen kuruluşun yalnızca gidişata işaret eden bir sembol olduğu; insanın kendini, içinde yaşadığı toplumu ve dünyayı yeniden sorguladığı girdabına da değinilmektedir. “Toplumun McDonaldlaştırılması” 21 yy dünyasını oldukça yakından yemek sektöründen bakış atan, argümanları sosyolojiyle harmanlayan oldukça doyurucu, önemli mesajlar veren ve küreselleşme gerçeğinin aslında yanı başımızda olduğunu anlamamızı sağlayan ve yürüyen makinelere çevrildiğimiz, tektipliliğe doğru hızla ve isteyerek evrildiğimiz dönüşümün kara kutusu... Çağdaş toplum yaşamının değişen karakteri üzerine bir incelemedir. Kolay okunur olsa da özellikle sosyolojiye ilgili ve küreselleşmeyi anlamak üzerine okuma yapmak isteyenler için güzel bir referans. Sadece sosyal bilim ile uğraşanlar için değil, dünyayı anlama çabası olan herkesin anlaya bileceği bir dile ve anlatıma sahip kitabı, İlgilisine şiddetle tavsiyemdir.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sİzce Dolar daha fazla yükselir mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

1 Çay Kaşığı Dilinizde Bekletirseniz...

1 çay kaşığı balı dilinizde bekletirseniz...

Sıcacık içeceğinizden veya çorbanızdan bir yudum almak için sabırsızlanıyorsunuz ancak ilk yudumda diliniz öyle bir yanıyor ki geri kalanının keyfini çıkaramıyorsunuz.

Üstelik dilinizin iyileşmesi uzayınca yediklerinizden hiçbir tat alamayacaksınız. Peki dil yanması nasıl çabuk iyileştirilir?

Ağzınızdan nefes alın
 
Sıcak bir şey yedikten sonra hemen tükürün, dilinizi dışarı çıkarıp ağzınızdan nefes alıp vermeye başlayın. Ağzınızdan nefes aldığınızda soğuk hava içeri girerek yanmayı azaltır.

Soğuk bir şey yiyin/için
 
Hızlı bir şekilde soğuk bir şey yiyip içmek dilinizin sıcaklık derecesini düşürecek, inflamasyonu azaltacak ve doku hasarını önleyecektir. Buz ya da bozlu dondurma emebilirsiniz. Soğuk bir içecekten küçük yudumlar alın.

Ağzınızda ılık su çalkalayın
 
2013'te yapılan bir araştırmaya göre, yanıklardan sonra oluşan hasarı azaltmak için ılık su kullanılabilir. Ilık su, mikrosirkülasyonu arttırarak dokuların ölmesini engelliyor. Ilık suya biraz da tuz atarsanız enfeksiyonu önleyecektir. 1/2 çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suyla karıştırıp ağzınızda 30 saniye çalkaladıktan sonra tükürün. Diliniz iyileşene kadar günde birkaç kez uygulayabilirsiniz.

Bal
 
Bal, antibakteriyel özelliğiyle bakterinin hasar gören ciltte enfeksiyon oluşturmasını engelliyor; şişliği ve acıyı azaltıyor, iyileşmeyi hızlandırıyor. 1 çay kaşığı balı dilinize yayın, dilinizin üzerinde mümkün olabildiğince bekletin. Gün 2-3 kez tekrarlayın. Bal 1 yaşının altındaki çocuklara verilmemelidir!

Şeker
 
Şeker yanma hissini yatıştırır. Tat alma duyusunu geliştirir. 1 çay kaşığı şekeri dilinize koyup dilinizi damağınıza yaslayıp şeker eriyene kadar bekleyin. Kan şekeriniz yüksekse tavsiye edilmez!

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat