SİNEM SİDAR AYÇİÇEK

BU VATAN HEPİMİZİN

BU VATAN HEPİMİZİN

A
a
BU VATAN HEPİMİZİN

Birinci Dünya Savaşı yıllarında İtilaf Devletleri’nin hedefi haline gelen İstanbul, 1918 yılında bu devletlerin İstanbul Limanı’na demir atarak işgal girişimlerinde bulunmasına tanıklık ediyordu. Takip eden günler içerisinde Filistin-Suriye-Irak cephesini savunan Yıldırım Orduları Grubu’nun Komutanı Mustafa Kemal Paşa Yıldırım Ordular Grubu lağvedilince İstanbul’a gelir ve Boğaz’a demirli düşman savaş gemilerini görünce burada ilerleyerek üzüntü içinde bulunan yaveri Cevad Abbas’a ‘‘Geldikleri Gibi Giderler’’ sözünü söyler.
Evet, nihayetinde Büyük Taarruz sonucunda da gördük ki denize dökülen düşman kuvvetleri geldikleri gibi gittiler ve bugün bize atalarımızdan miras kalarak şanlı 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak tarihe geçti. Bu vatan kolay kazanılmadı. Bu vatanın her karış toprağı, ağacı, yaprağı bizim, hepimizin. Millî Mücadele dönemi yıllarında İnönü’den Sakarya’ya Güneyden Kuzeye Şerife Bacılar, Kara Fatmalar, Şahin Beyler, Yörükler, Ege’de Efeler ve daha niceleri canla başla mücadele ederken, keza Eskişehir-Kütahya Savaşı’ndan sonra Tekalifi Milliye emirleri yayınlanırken varını yoğunu ortaya koyan Anadolu insanı değil miydi bizleri biz yapan. Her karış toprağı, ağacı, deresi, dağları ile bizim olan vatanımıza ekolojik açıdan olumlu bir gözle bakabiliyor muyuz acaba? Hepimizin bildiği gibi ekolojik dengenin gittikçe bozulması bir yana insandan kaynaklanan faktörlerin de etkisiyle son haftalarda ormanlarımız yandıkça yandı. El ele verildi, birlik olundu, söndürme çağrıları, kampanyalar derken Ege ve Akdeniz’de maalesef büyük oranda felakete yol açan yangınlar nihayetinde söndürüldü ama geriye ne kaldı. Geride yiten canlar, giden ağaçlar… O günleri takriben özellikle sosyal medyada ağız birliği ile adeta tabiri caizse herkes tek yürek olmuş ve Millî Mücadele yıllarına gönderme yapılarak paylaşımlar peşi sıra gelmişti. Görüyoruz ki olağanüstü durumlarda tek yürek olma özelliğimiz her zaman devam ediyor(mu)-acaba? Tunceli… Tam 13 gündür Hozat bölgesinde ormanlar cayır cayır yanıyor. Şu an bu yazıyı yazarken Munzur Vadisi Milli Parkı içerisinde de yangın başlamış bulunmakta. Bir yerde yanan ağaçları söndürmek için neden 12-13 gün beklenir? Giden insanlara neden engel olunur? Güvenlik gerekçesi ileri sürüldü. Peki dün başlayan havadan müdahale güvenlik gerekçesi kapmasına girmiyor mu? İlla ki tepkilerin çığ gibi büyümesi ve tabiri caizse bu insanların kendilerini yiyip bitirmesi mi gerekiyor? Vatan toprakları, ağaçlar, ırmaklar, dağlar, ovalar… Bizim başka toprağımız başka ağacımız gidecek başka yerimiz var mı? Doğanın ciğerleri yanarken, oradaki bilimum canlılar, kuşlar, börtü böcekler… Nedenini anlamak gerçekten zor. Bu topraklarda ayrım yapmadan, ama fakat demeden ve özellikle sürdürebilir bir yaşam, bir gelecek uğruna doğayı koruyalım, yaşam alanlarımıza sahip çıkalım. Hepimiz bir araziye sıcak saatlerde çıktığımız, pikniğe gittiğimiz vs. vb. sebebi ne olursa olsun oralarda bulunduğumuz her vakit hemen bir ağaç gölgesi arayıp altına sığınıyoruz değil mi? Bu kadar basit mi? Evet, bu kadar basit. Gölgesine sığındığımız ağaçları koruyalım.
 
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sİzce Dolar daha fazla yükselir mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

1 Çay Kaşığı Dilinizde Bekletirseniz...

1 çay kaşığı balı dilinizde bekletirseniz...

Sıcacık içeceğinizden veya çorbanızdan bir yudum almak için sabırsızlanıyorsunuz ancak ilk yudumda diliniz öyle bir yanıyor ki geri kalanının keyfini çıkaramıyorsunuz.

Üstelik dilinizin iyileşmesi uzayınca yediklerinizden hiçbir tat alamayacaksınız. Peki dil yanması nasıl çabuk iyileştirilir?

Ağzınızdan nefes alın
 
Sıcak bir şey yedikten sonra hemen tükürün, dilinizi dışarı çıkarıp ağzınızdan nefes alıp vermeye başlayın. Ağzınızdan nefes aldığınızda soğuk hava içeri girerek yanmayı azaltır.

Soğuk bir şey yiyin/için
 
Hızlı bir şekilde soğuk bir şey yiyip içmek dilinizin sıcaklık derecesini düşürecek, inflamasyonu azaltacak ve doku hasarını önleyecektir. Buz ya da bozlu dondurma emebilirsiniz. Soğuk bir içecekten küçük yudumlar alın.

Ağzınızda ılık su çalkalayın
 
2013'te yapılan bir araştırmaya göre, yanıklardan sonra oluşan hasarı azaltmak için ılık su kullanılabilir. Ilık su, mikrosirkülasyonu arttırarak dokuların ölmesini engelliyor. Ilık suya biraz da tuz atarsanız enfeksiyonu önleyecektir. 1/2 çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suyla karıştırıp ağzınızda 30 saniye çalkaladıktan sonra tükürün. Diliniz iyileşene kadar günde birkaç kez uygulayabilirsiniz.

Bal
 
Bal, antibakteriyel özelliğiyle bakterinin hasar gören ciltte enfeksiyon oluşturmasını engelliyor; şişliği ve acıyı azaltıyor, iyileşmeyi hızlandırıyor. 1 çay kaşığı balı dilinize yayın, dilinizin üzerinde mümkün olabildiğince bekletin. Gün 2-3 kez tekrarlayın. Bal 1 yaşının altındaki çocuklara verilmemelidir!

Şeker
 
Şeker yanma hissini yatıştırır. Tat alma duyusunu geliştirir. 1 çay kaşığı şekeri dilinize koyup dilinizi damağınıza yaslayıp şeker eriyene kadar bekleyin. Kan şekeriniz yüksekse tavsiye edilmez!

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat